Seiteninhalt
BİZİM KÖYÜMÜZ;
Eskinin köylerini düşünürken hayallerimizi saran o derin sessizlik, o düşündürücü sükûnet, o büyüleyen güzellik yok artık.
Şimdilerde uyak bir koy ve koruda duyup coştuğumuz bir dilim sessizlik, eski köylerimizin hemen her zaman tabi ve daimi iklimiydi.
Eski köylerimizle arasında şehirlerimiz arasında öyle sıcak bir bağ, öyle tatlı bir denge var idi ki, köylü şehre ve şehirliye imrenmezdi, şehirlide köylüyü hakir görmez, köyde oturmayı da ihmal etmezdi.
O zamanlar küçük bir şehir sayılan köy, şehirlinin tenezzühe çıktığı, kendini dinlediği tabiatla sarmaş, dolaş olduğu bir ilahi güzellikler meşheri yani sergilemesi idi. Eski köylerimizde daima lezzetli bir sessizlik ve sükûnet hüküm sürerdi.
Sabahları güneşin ışımasıyla en tatlı zevk dalgaları halinde gelip gönüllerimize çarpan koyun-kuzu meleyişleri, böcek ve kuş çığlıkları, tabiatın o içten ve derin musikisine ses katar..
Akşamları, gurup hoşluğunun örtüleri altında varlığın büründüğü o esrarengiz hal, adata insanı büğlüler ve salar. Geceler, hep bir sessizlik ve sükûnet şarkısı olarak tınlardı…
Dostluk âlemi kapı-komşu bu dünyada ötelerin lisanı sayılan dualar bizleri ayrı bir fasla çağırır ve daha derin, daha mübarek bir iklimde dolaştırırdı.. O döneme ait düşünce ve hislerimiz sürece geçmişimizden kopmamız ve geleceğe yabancı kalmamız mümkün değildir.
Saygılar.
04 Ocak 2007 Perşembe
Keziban SOURİS
